• DOLAR
    $4.271,3500
  • EURO
    $1,1545
  • ALTIN
    $66.091,4800
  • BIST
    $209,6000
ETLERİ ÖĞRET!ENLERİNİN, KEMİKLERİ VELÎLERİNİN OLSA N’OLUR!

ETLERİ ÖĞRET!ENLERİNİN, KEMİKLERİ VELÎLERİNİN OLSA N’OLUR!

ETLERİ ÖĞRET!ENLERİNİN

KEMİKLERİ BİZİM OLSA N’OLUR!

Hemen herkesin bildiği gibi uzun bir aradan sonra “ 2021-2022 Öğretim ve Eğitim Yılı” geçtiğimiz pazartesi günü başladı elhamdülillâh. O nedenle ben daha yazımın başında bu yılın tüm öğretmen, öğrenci ve velîlerle birlikte Ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Ancak bunun böyle olması için de bir öğretmen edâsıyla asla değil ama Cenab-ı Allah’a emanet 3 oğlan, 3 gelin, 6’da torun sahibi bir velî; ayrıca bildiklerinin ‘iyi-kötü’ hocası, bilmediklerinin ise ‘hayat boyu’ talebesi olarak yetkililere ve velîlere bazı tavsiyeler de bulunmak istiyorum:

Şöyle ki; 1’i ikiz 3 çocuk kendimizin, 3’ü de ağabeyimizin olmak üzere toplam 6 çocuklu ki, 6’sı da aynı ilkokulda ve dönemin en gözde okulu olan Burdur Merkez Sakarya İlkokulunda ve birbirlerine yakın sınıflarda okudukları gibi, evlerimiz de altlı üstlü idi..! Dolayısıyla da çocuklarımız gece gündüz bir aradaydılar. Ve ben de bir ara bu okulumuzun Okul ‘Âile Birliği Başkanlığı’ ile birlikte ‘Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanlığını’ da yürüttüm. Ve kendisi de o yıllarda bir lise de öğretmen olan ağabeyimin çocuklarına fazla müdahil olmasam da kendi oğlanlarımı bahsime konu İlkokula, ortaokullara ve liselere kayıtlarını yaptırırken okullarının idarecilerine “Benim oğlanların eti de, kemiği de sizin olsun. Etini yer, kemiğinin de suyuna banarsınız hocam!’ şeklindeki yarı ciddi, yarı esprilerle teslim etmişimdir. Ve okul idarecileriyle veya öğretmenleriyle yaptığım bütün görüşmeler de ilk sorduğum şey, herhangi bir ahlaksızlıklarının veya ciddi bir olumsuzluklarının olup olmadığıdır! Çünkü ciddi bir ahlâksızlığı veya kötü şeylere zaafı-meyli ya da bağımlılığı olan bir öğrencinin ders notları ne kadar iyi-yüksek olursa olsun, o notların benim yanımda hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadığı yönündedir!

Sadede geliyor ve sözü günümüzün öğretmen-öğrenci ilişkilerine getirmek istiyorum:

Bazı zaman ve hallerde benim bile torunlarımı dövesim geldiği halde, 10’larca öğrenciyi bir arada tutmaya ve bir şeyler vermeye çalışan öğretmen ve okul idârecilerinin; öğrenciler ne yaparsa yapsın dövme, hattâ azarlama, hattâ hattâ kaç karatma-kaç çatma, sert bakma gibi bir yetkileri veya hakları dahî yok! Ki, bir öğretmen bu saydıklarımdan bir tanesini bile bir öğrencisine uygulamaya kalksa, o öğrenci durumu hemen ailesine bildiriyor, ailesi de derhal ya evladının öğretmenine gidip tartışıyor, olmadı Valiliğe ya da Kaymakamlığa; Oralardan da istediği neticeyi alamaz ise ya Bakanlığa ya da mahkemeye kadar gidip evladının öğretmeninden şikâyetçi oluyor! Bu arada da basını bilgilendirmeyi de ihmal etmiyor! Hal böyle olunca da öğrenciler öğretmenlerinden hiç çekinmiyor, onları hiç saymıyor, hattâ sevmiyor! ‘Sonun da ne mi oluyor?’ işte tam bugünkü gibi oluyor..!

Hal ve gidiş böyle olunca, eğitim sisteminden de, öğretmen öğrenci ilişkisinden de kimseye bir hayır ya da yarar gelmiyor! Oysa ben bırakın kendi öğretmenlerimi, evlatlarımın benden yaşça küçük olan öğretmenlerine bile saygıda kusur etmemişimdir, etmem de. Ki, benim ilkokul öğretmenlerimden biri Sakarya İlkokulu’nun emekli öğretmenlerinden biri olan Hasan Hüseyin Karabulut hocamdır. Ve başta ben olmak üzere birçok öğrencisini dövmekle ünlü olan Karabulut Hocam, ‘kendi ifadesiyle’ şimdi benim köşe yazılarımın tutkunudur! Çünkü karşılaştığımız her yerde beni kutlar ve sırtımı sıvazlar, ben de O’nun ellerini öperim…

Hâsılı; diğer yetiştirdiği başarılı öğrencileri varsa da, bir ara Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yapan ve şu anda da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanlığı görevini yürütmekte olan Prof. Dr. Ayşen Gürcan’da bu okulumuzun mezunudur.

Hâsıl-ı kelâm; eski dönemin öğretmenleri ve okul idarecileri, öğrencilerini gerektiğinde sever ve mükâfatlandırır, gerektiğinde de döver veya bir şekilde cezalandırırlardı! Şimdi de öyle yapalım demiyorum ama ‘eski ceza-mükâfat uygulamasını tekrar deneyelim..!’ demekten de kendimi alamıyorum.

Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; eskiden öğret!enlerin adları ‘muallim..’, öğrencilerin adları ise ‘talebe-talep eden’ demekti! Velî’nin ise ‘ermiş, eren, evliyâ’ gibi derin anlamları vardı! Yani eskiden öğretmenliğin de, öğrenciliğin ve velîliğin de bir değeri ve anlamı vardı. Ancak şimdi her üç tarafta değersizleştirildi maalesef! O nedenle ben ‘kızını dövmeyen dizini döver’ veya ‘oğlunu dövmeyen para kesesini döver’ Ayrıca, ‘evlatlarımızın etlerini de, kemiklerini de okul idaresine veya öğretmenlerine verelim!’ Veya Hz. Ali (r.a)’nin buyurduğu gibi, ‘gözlerimizin nûru olan çocuklarımızı öğretmenlerinin kölesi yapalım!’ Ya da öğretmenler çocuklarım(n)ıza keyfi davransın, dövsün sövsün veya hakaret etsin asla demiyorum. Ancak, ahlâkî zaafları olan çocuklarınızın önce sevgi ve saygıdeğer öğretmenlerinin ve okul yöneticileri ile birlikte okullarının ve sınıf arkadaşlarının, sonra da kendilerinin, kendi ailelerinin ve uzak yakın akrabalarının maskarası ya da eğlencesi yaptırmayalım! Dolayısıyla dünyalarını da, âhiretlerini de karatmayalım!’ diyor, herkese ‘ölçülü’ saygılar sunuyorum.

BANA BİR HARF ÖĞRETENİN KIRK YIL KÖLESİ OLURUM

Hz. Ali (r.a)

ŞİKÂYETÇİ, KÖTÜ HUYLUDUR, İYİ HUYLU

KİŞİ ŞİKÂYET ETMEZ TAHAMMÜL EDER!..

Hz. Mevlânâ

KİTAPLARDAN ÖNCE KENDİMİZİ OKUYALIM!

Hz. Mevlânâ

OKUYARAK ÖĞRENECEKSİN AMA

SEVEREK ANLAYACAKSIN…

Şemsi Tebrîzî

ESERİNİN ÜZERİNDE İMZASI OLMAYAN

YEGÂNE SANATKÂR ÖĞRETMENDİR…

M. Kemal Atatürk

Not: https://www.nnchaber.com/makale/7795842/taceddin-akbas/etleri-ogretenlerinin-kemikleri-velilerinin-olsa-nolur

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM